kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2015

Garcia'ya Mektup Götürecek Çalışanlar Aranıyor :)


     Amerika Kurtuluş Savaşı’nın bir safhasında,İspanya ve sömürge ordusunu tecrit edebilmek için Kübalı General Garcia’nın ordusuna talimat göndermek icap etti.Cumhurbaşkanı Mc Kinley,General Garcia’ya bir mektup yazdı.Mektubun süratle yerine ulaşması gerekiyordu.Başkomutanlık karargahında Garcia hakkında bilgi yoktu.Neredeydi,nasıl gidilirdi,hepsi meçhuldü.
Mektubu götürmeye yüzbaşı Rowan görevlendirildi.Yüzbaşı Rowan mektubu aldı,torbasına koydu,gitti,döndü ve tekmilini verdi.Garcia talimata uyacaktı.
Yüzbaşı mektubu alınca “Bu Garcia da kimdir?”Nerede bulunuyor?Oraya nasıl gidilir?Atla mı,trenle mi?Harcırahımı kim verecek?Arkadaşım Thomas ata daha iyi biner,onu gönderseniz olmaz mıydı?Eşim biraz rahatsız,hem bu hafta izin sırasındayım” demedi.
Benim burada anlatmak istediğim,Yüzbaşı Rowan’ın dört gün sonra Küba kıyılarına ulaşmasının,ormanlara üç haftalık bir seyahati yaya olarak tamamlamasının,dağlarda ve ormanlarda Garcia’yı bulmasının hikayesi değildir.
Anlatılmak istenen husus yüzbaşının bu hikayesinin tüm okullarda örmek insan olarak tanıtılmasıdır.
Dünyanın her yerinde,her gün milyonlarca yöneticinin Garcia’ya gönderecek mektubu vardır.Öte yandan gençlerin muhtaç oldukları bilgiler sadece bir dizi teori değildir;kendilerinden istenen vazifeleri kendi iradeleri ile sonuçlandırma idrakı ve eğitimine de sahip olmalarıdır.Bugün en çok muhtaç olduğumuz budur. Özellikle hizmette fertlerin ilgisizliği ve bilgisizliği toplumları ve kurumları felçli kılar.Hizmetin çarkı dönerken,çarkın her dişlisinin her defasında yeni baştan eğitilmesi ve bilinmesi için zaman yoktur.Aksi takdirde hizmet durur,yeniden eğitim yapmak gerekir.Öte yandan hizmet,devamlı akış,devamlı meşguliyet ister.Çarkın bir dişi kendi işini hiçbir zaman durdurmaya mezun değildir.
  
   Bir defasında her yönetici gibi böylesine meşgul iken odama giren bir memur,bana:”Efendim,siz birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan birini terfi ettirdiniz.Yaş ve kıdem bakımından aramızda hiçbir fark yok.Öğrenimimiz de aynı.O benden daha yakışıklı değil.Böyle olduğu halde beni hâlâ terfi ettirmiyorsunuz.”dedi.Ben ise dalgınlık halinde mırıldandım:
“Sokakta gürültüler var.Duyuyor musun?Nedir acaba?”
“Gidip sorayım efendim.”diye memur can sıkıntısı ile cevap verdi.Biraz sonra döndü:
“Bir arabaymış efendim.”
“Yükü neymiş?”diye sordum.
“Gidip bakayım efendim.”  Biraz sonra döndü:
“Arabanın yükü bir sürü çuval efendim.”
“Çuvallarda ne varmış?”
“Gidip bakayım efendim.”  Biraz sonra döndü:
“Çuvallarda çimento varmış efendim.”
“Nereye gidiyormuş bu araba?”
“Gidip bakayım efendim.”  Biraz sonra dönüp cevap verdi:
“X ve Y şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş efendim.”
“Çok güzel dedim.” ”Şimdi bana terfi eden arkadaşınızı çağırır mısınız lütfen.Hani haksız yere terfi eden arkadaşınız.”
Beriki geldi ve mırıldandım:
“Sokakta bir takım gürültüler oluyor Nedir acaba?”
“Gidip bakayım efendim.”Döndüğü zaman şöyle cevap verdi:
“Kırk çuval Porland çimentosu yüklü bir araba.Çimentoların menşei New Orleans.X ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş.Uluslararası ulaşıma sahip bir kamyon.Çuvalları istasyondan almış.Çuvallardan biri yarı yolda patladığı için şimdi bunun yerini değiştirmeye çalışıyorlar.”
Bu iki örnekten yorumlar yapmaya hiç gerek yok.Dünyayı dolduran özel müesseselerle resmi dairelerdeki bütün memurları kendine düşman etmek niyetinde değilim.Bunlar belirli bir öğretim döneminden sonra,bir masanın başına kurularak hiçbir iş yapmadan devlet baba hesabına geçinip gitmeyi meşru bir hak saymakla zaten gayri meşru olmuşlardır.
Sabahtan akşama kadar sigara tüttürmek,kahve içmek,vergi yoluyla kendilerini besleyen halkı hırpalamak,sadist bir zevk uğruna en basit işlemleri bile karmakarışık etmek,baştan savmak istedikleri bir müracaatçıyı masadan masaya dolaştırmak ,”Bugün git,yarın gel.”teranesiyle hedefinden iyice uzaklaşan evrakı,arşivin küflü derinliklerine gömmek.Ay sonunda alacakları paraya karşı yapacakları bu ise şayet,hiç zahmet buyurmasınlar.Millet bu parayı onlara haram edecektir.
Klemanso’nun meşhur tekerlemesi ne kadar hoş:”Bakanlık geç gelenlerle erken gidenlerin karşılaştığı yerdir.”demiş.Bakanlığı süresince öyle garip vak'alara şahit olmuş ki boyuna vecizeler dizmiş.
1906 yılında bir gün aklına esmiş,emrindeki memurların durumunu şöyle yakından görmek istemiş.Odalardan birine girmiş,kimse yok.İkincisine girmiş,bomboş!Üçüncü odada bir memur varmış,o da uyuyormuş Yanında bulunan daire müdürüne dönmüş:
“Sakın uyandırmayın,yoksa o da çekip gider.”
    İşte böyle,uzun söze ve uzun izaha benim de sizinde vaktiniz yoktur.İnsanlığın Garcia’ya mektup götürecek yüzbaşılara ihtiyacı çoktur.

Kaynak :”Avucunuzdaki Kelebek” – A.Şerif İzgören

İş hayatında da Garcia'ya mektup götürecek çalışanlara ihtiyaç çoktur. :)

Saygılarımla,

Gizem.

09 Mart 2015

Yolunu Kaybedenlerin Çalıştığı Şirketlerden Olmayın!




  Tüm şirketlerin karşısına çıkan bir kavram var artık ; "İşveren Markası" Aslında yıllardır var sadece öneminin farkına vardığımız ve yeni yeni uygulama alanları bulan bir konu. Şirketlerin müşteri anlayışı daha önce ürünü/hizmeti kullananlar iken şimdi çalışanların da birer müşteri olduğunu ve şirketin markasına, imajına nasıl olumlu/olumsuz etkilerde bulunduğunun farkına varıldı.

   İşveren markasını yaratmak için 'insan kaynaklarına ciddi bütçeler ayırmak, çalışanlara yüksek standartlarda iş ortamı oluşturmak gözde iş veren olmayı garantilemiyor.'(1)  'Simon Barrow, İşveren Markasını "işveren tarafından sunulan fonksiyonel, ekonomik ve psikolojik yararlar paketi" olarak tanımlamıştır.'(2) Ancak bazı şirketler İşveren Markası yaratma yolunda sadece bu yararlar paketinden ekonomik olanı kullanmakla yeterli olunacağını düşünmüş olup büyük bir hatanın gerçekleşmesine neden olmuştur. Çalışma saatleri, ücretler ve sosyal haklarda yapılan iyileştirmelerle bir marka oluşturmaya çalışmak tamamen yanlıştır Prof. Dr. Türker Baş "İşveren Markası" kitabında diyor ki : "Eğer işletmenizin diğer işletmelerden farklı, ayırt edici özellikleri yoksa, insanların sizi tercih etmeleri için bir neden de yoktur. Sadece yolunu şaşıranlar sizinle çalışır. Onlarda uzun süre kalmaz. "  

  Eğer yolunuzu şaşırıp böyle bir şirkette çalıştıysanız ya da böyle şirketleri biliyorsanız muhtemelen iç yapısında ; çalışanlarının bağımlılık düzeylerinin düşük, motivasyon ve performansların azaldığı, nitelikli çalışanları ellerinde tutmakta zorlandıklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla iç yapısında bu sorunlarla boğuşan bir firmanın dış yapısında rekabet güçlerinin ve etkili çalışma durumlarında da başarısız olduğunu görmek mümkün.

  Sonuç olarak işveren markası yaratmada ki diğer fonksiyonel ve psikolojik etkenleri de göz önünde bulundurmak işletmeyi bir çekim merkezi haline getirir. Yani şirketinizi bir kadın olarak düşünün. Güzel göstermek için gereksiz bir ton makyaj yapmayın, onun ruhunu(çalışanları) besleyip sağlığına önem verip (ekonomik, fonksiyonel ortam) yaşam kalitesini artırın.

Saygılarımla,
Gizem

(1),(2) Prof. Dr. Türker Baş'ın "İşveren Markası" kitabından alıntılar yapılmıştır.

05 Mart 2012

Pozitif Yönetim - İdil Türkmenoğlu



  
 Her İK'cının kitaplığında bulunması gereken bir eser "Pozitif Yönetim". Sadece okumak yetmiyor bu kitabı,düşünmek,muhakeme etmek,kabul etmek ve değişmemizi gerektiriyor.
 İşe eğlence katmaktan bahsediyor kitap "işyerinde keyif" yaşamaktan... Sahi neden zor bu kadar ? Sabah insanı motive eden bir "Günaydın :) " ve çalışma saatlerindeki pozitif iletişim,mutlu anlar... Bunların olmadığı bir ortamda çalışmanın ne derece "zindan hayatı" yarattığını tahmin etmek bir yana yaşadığım için bir an önce değişmesini düşünenlerdenim.

Liderler biraz gevşeyip çalışma ortamlarını eğlenceli hale getirirlerse,çalışanların güveni,yaratıcılığı ve iletişimi belirgin ölçüde iyileşiyor. Bu da daha düşük bir işten ayrılma oranına, daha yüksek morale ve finansal açıdan güçlü bir dip toplama ulaşımlarını sağlıyor.                                                                                
                                                            Adrian Gostick ve Scott Christopher

   Böylesine büyük getirileri olan bu yönetimi uygulamak ya da uygulanan bir işletmede çalışmak herkesin istediği bir durumdur.
Kitapta ayrıca iş yaşamından bazı büyülü anlar yer alıyor :
  1. İş başvurusu yaptığınız şirketten gelen olumlu ya da olumsuz yanıt. ( bu konuyu ayrıntılı olarak yazdığım "Geri Bildirimde Bulunma(ma)" yazımda okuyabilirsiniz.)
  2. Gerçekten gözünüzün içine bakarak "Günaydın" diyen iş arkadaşları,
  3. Yemekhanedeki sürpriz yiyecekler,
  4. Patronunuzun masanıza bıraktığı teşekkür notu,
  5. Telefonu güler yüzle açan insan kaynakları,
  6. Yöneticinin, elemanlarının sorunlarını bilmesi, sorularıyla onları takip etmesi,
  7. Sigara yasağına uyan yöneticiler, sigara içilmeyen müdür odaları,
  8. İstemeden verilen bordro
  9. İşe başladığınız gün hazır olan kartvizit.

Tüm bunları yapmak sizce zor mu ? Kazanacaklarınız (mutluluk,motivasyon,keyif,bağlılık..) azımsanacak şeyler değil üstelik...

Bu konu yazılarla bitecek gibi değil :) en iyisi kitabı okumanız sonrada bir adım atmak... Herkesin "pozitif yönetim" tarzını benimsemiş bir şirkette çalışacağı günleri umarak keyifli çalışmalar diliyorum. :)


10 Eylül 2011

İnsan Kaynakları Yönetimi-İ.Ü.


İnsan Kaynakları Yönetimi kitabı  İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi, İnsan Kaynakları Yönetimi Anabilim Dalı öğretim görevlileri tarafından hazırlanmış ve ders kitabı olarak da okutulan başarılı bir kitap.
  Kitapta insan kaynaklarının ne olup olmadığı, tarihsel gelişimi ve temel görevlerinin yanı sıra bir çok gerekli bilgiyi de bizlerle paylaşıyor. Benimde bölümümde ders kitabı olarak karşıma gelen bu kitabı öğrencilik "heyecanı" ile sınav dönemleri dışında pek okumamıştım (: ancak şimdi okuduğumda keşke daha önce okusaydım diyorum. Sizde insan kaynaklarına gönlünü vermişseniz kitaplığınıza genişçe bir yer ayırmanızı tavsiye ediyorum.
Kitabı içerik olarak buradan inceleyebilirsiniz.
Mutlu günler (:


08 Ağustos 2011

İşletmelerde Stratejik Yönetim - Hayrİ ÜLGEN & Kadri MİRZE


   İKariyer'de bilgilerin yanında sizlerle gerekli ve başarılı kitapları da paylaşma kararımdan sonra bu başlangıcı başarılı bir kitapla gerçekleştirmek istedim.
    "İşletmelerde Stratejik Yönetim - Hayri ÜLGEN  & Kadri MİRZE "
 Üniversitede ders kitabı olarak karşıma gelen bu kitaptan itiraf etmeliyim ki ilk başta epey korkmuştum (: ancak sayfalarla birlikte ilerleyince neden "2009 yılı üniversite ders kitapları telif ve çeviri eser ödülü" aldığını anladım. Kitap o kadar anlaşılır ve rahat bir dille yazılmış ki hem anlaşılır hem başarılı örnekler, açıklamalar hemde akılda kalıcı şekilde yazılmış. Kitaplığınızda olmasını şiddetle tavsiye ettiğim kitaplar arasında ilk sırada yer alan temel bir eser. Kitabın içeriğindeki bölümler ise :

     ANALİZ

  • STRATEJİK YÖNETİM, İLGİLİ TERİM VE KAVRAMLAR
  • STRATEJİK YÖNETİM SÜRECİ VE UNSURLARI
  • DIŞ ÇEVRE ANALİZİ
  • İŞLETME ANALİZİ
  • ÇEVRE UNSURLARININ ÖLÇÜLMESİ VE DURUM BELİRLEME MATRİSLERİ
  • STRATEJİK YÖNLENDİRME
     STRATEJİLER

  • TEMEL STRATEJİLER VE ALT GRUPLARI
  • ÜST YÖNETİM STRATEJİLERİ : KURUMSAL STRATEJİLER
  • İŞYÖNETİM STRATEJİLERİ : REKABET STRATEJİLERİ
  • İŞLEVSEL (FONKSİYONEL) STRATEJİLER : BÖLÜMSEL STRATEJİLER
  • ULUSLARARASI STRATEJİLER
   UYGULAMA VE KONTROL

  • YÖNETİM STRATEJİLERİNİN UYGULANMASINDA KULLANILAN TEKNİKLER
  • STRATEJİLERİN UYGULANMASI-1 : İŞLETME YAPILARI VE SİSTEMLER
  • STRATEJİLERİN UYGULANMASI-2 : YÖNETİM BİÇİMLERİ PAYLAŞILAN DEĞERLER İNSAN KAYNAKLARI VE İŞLETME YETENEKLERİ
  • STRATEJİK DEĞERLENDİRME VE KONTROL
  • KURUMSAL YÖNETİŞİM VE YÖNETSEL ETİK
    ÖRNEK OLAY YÖNTEMİ

  • İŞLETMELERDE STRATEJİK YÖNETİM UYGULAMALARI VE ÖRNEK OLAY ANALİZ YÖNTEMİ
  • ÖRNEK OLAYLAR


Ayrıca bu bölümlerde kendi aralarında alt başlıklara ayrılmakta. Bu faydalı kitabı kaçırmayın derim (:
Keyifli okumalar diliyorum...