09 Mart 2015

Yolunu Kaybedenlerin Çalıştığı Şirketlerden Olmayın!




  Tüm şirketlerin karşısına çıkan bir kavram var artık ; "İşveren Markası" Aslında yıllardır var sadece öneminin farkına vardığımız ve yeni yeni uygulama alanları bulan bir konu. Şirketlerin müşteri anlayışı daha önce ürünü/hizmeti kullananlar iken şimdi çalışanların da birer müşteri olduğunu ve şirketin markasına, imajına nasıl olumlu/olumsuz etkilerde bulunduğunun farkına varıldı.

   İşveren markasını yaratmak için 'insan kaynaklarına ciddi bütçeler ayırmak, çalışanlara yüksek standartlarda iş ortamı oluşturmak gözde iş veren olmayı garantilemiyor.'(1)  'Simon Barrow, İşveren Markasını "işveren tarafından sunulan fonksiyonel, ekonomik ve psikolojik yararlar paketi" olarak tanımlamıştır.'(2) Ancak bazı şirketler İşveren Markası yaratma yolunda sadece bu yararlar paketinden ekonomik olanı kullanmakla yeterli olunacağını düşünmüş olup büyük bir hatanın gerçekleşmesine neden olmuştur. Çalışma saatleri, ücretler ve sosyal haklarda yapılan iyileştirmelerle bir marka oluşturmaya çalışmak tamamen yanlıştır Prof. Dr. Türker Baş "İşveren Markası" kitabında diyor ki : "Eğer işletmenizin diğer işletmelerden farklı, ayırt edici özellikleri yoksa, insanların sizi tercih etmeleri için bir neden de yoktur. Sadece yolunu şaşıranlar sizinle çalışır. Onlarda uzun süre kalmaz. "  

  Eğer yolunuzu şaşırıp böyle bir şirkette çalıştıysanız ya da böyle şirketleri biliyorsanız muhtemelen iç yapısında ; çalışanlarının bağımlılık düzeylerinin düşük, motivasyon ve performansların azaldığı, nitelikli çalışanları ellerinde tutmakta zorlandıklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla iç yapısında bu sorunlarla boğuşan bir firmanın dış yapısında rekabet güçlerinin ve etkili çalışma durumlarında da başarısız olduğunu görmek mümkün.

  Sonuç olarak işveren markası yaratmada ki diğer fonksiyonel ve psikolojik etkenleri de göz önünde bulundurmak işletmeyi bir çekim merkezi haline getirir. Yani şirketinizi bir kadın olarak düşünün. Güzel göstermek için gereksiz bir ton makyaj yapmayın, onun ruhunu(çalışanları) besleyip sağlığına önem verip (ekonomik, fonksiyonel ortam) yaşam kalitesini artırın.

Saygılarımla,
Gizem

(1),(2) Prof. Dr. Türker Baş'ın "İşveren Markası" kitabından alıntılar yapılmıştır.

08 Mart 2015

Mesele Adam Olabilmekte


   Nedir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ?

8 Mart Dünya kadınlar Günü’nün kutlanması olayı 1857 yılına dayanmaktadır. O yılda gerçekleşen üzücü bir olaydan sonra her yıl 8 Mart tarihinde Dünya Kadınlar Günü kutlanır.8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde bir tekstil fabrikasında çalışan ve çoğunluğu kadınlardan oluşan 40 bin kişinin daha iyi koşullar altında çalışmak için grev yapmaları üzerine grevi engellemek isteyen polislerin işçileri fabrikaya kilitlemesi ve fabrikada çıkan yangın sonucu 129 kişinin ölmesi sonucu her yıl 8 Mart günü aslında, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanır.

     8 Mart Dünya kadınlar günü bu yıl ülkemiz için daha önemli.
  Nice kadınlarımız taciz/şiddet/cinayete kurban giderken ve ben bu yazıyı yazarken bile bir kadın şiddet görürken, 8 Mart kutlanıp 9 Mart günü unutulan bir gün olmamalı. Kadın olmak evde, iş yerinde, yolda, bir minibüsün içinde bile zor... 

  Konuyla ilgili çok güzel bir köşe yazısı okudum bugün ve sizlerle paylaşmak isterim :

    Ayrıca bugüne özel bir çok firma duyarlılık göstererek yaratıcı paylaşımlar yaptı. İçlerinden en sevdiğim ve bana göre dikkat çeken aşağıda paylaştığım iki ilan oldu.





Saygılarımla,
Gizem

#8martdunyakadınlargunu

12 Ocak 2014

İletişim?


Biliyorsunuz ki mülakat karşılıklı bir süreç. Siz aday hakkında fikir sahibi olmaya çalışırken aynı durum aday içinde işliyor. Fakat mülakattan önce ki önem verilmesi gereken bir aşamada var ki oda telefonla mülakat daveti ya da telefonla mülakat. Adayın şirket hakkında ilk izlenim aşaması!

Yüzyüze yapılan mülakatlarda beden dili, karşılıklı iletişim içinde olmayla bir şekilde kendinizi ifade edebilirsiniz ama telefonla görüşme sadece sesinizle bu işi yapmanız gereken bir durum. "telefonlada konuşmada ne var yeaa" diyebilirsiniz ama çok önemli.

Telefonla mülakat davetlerini genelde stajyerlere verdiğimizi yalanlayamaz kimse :) Bu sebeple işin önemini ilk onlara açıklamanız gerekir. Aday telefonla görüştükten sonra hangi firma olduğunu, kiminle görüştüğünü, ilana başvurduysa ne zaman başvurduğunu, başvurmadıysa kendisine nasıl ulaştığınızı ve pozisyon hakkında bilgi sahibi olarak, görüşme yeri ve zamanını vs. bilerek o görüşmeyi sonladırmalıdır.

"Alo Merhaba xx beyle/hanımla mı görüşüyorum ? iş arayışınız devam ediyor mu ? "
"Merhaba xx bey/hanım. Bize başvuruda bulunmuşsunuz görüşmeye davet edicektik sizi ? " ( belki telefondaki o kişi bile değil teyitleşmeden bodoslama olaya dalmayın )

örneklemeyi inanın sayfalarca uzatabilirim ama siz anladınız bence.

Ayrıca adayın soracağı sorular hakkında da bilgi sahibi olmalısınız. Aday bittabi ilana başvurduğunu unutmuş ve ne zaman başvurduğunu size sorabilir. Ona " olmuş bi kaç hafta" şeklinde cevap vermeniz. Olayları tersine çevirerek adayın " oldu canım ben sizi ararım sonra anangillere selamlllarrr.." şeklinde telefonu kapatmasına neden olabilir.

Süreç hakimi sizsiniz! Bunu doğru kullanmalı ve iletişiminizi sağlam kurmalısınız.
Sen İK'sın büyük düşün, küçük sorunlarla kaybetme.


23 Aralık 2013

Zorunda(mı)yım.


Hem ay sonu hem yıl sonu derken kafamda atların dolandığı bir dönemdeyim. Rapor hazırlamaktan ve sorunlarla boğuşmaktan tükenmişlik sendromuna yakalandım sanırım. Ayrıca her gün bloguna en az bir paylaşım ekleyenlere imreniyorum. Kendimi de kınıyorum. Aslında kınamıyor içten içe üzülüyorum sanırım...

Yıl sonu genel değerlendirmelerini yaparken kendi içimde de değerlendirmeler yapmaya başladım.. Koskoca 1 yılda neler yaptım. + lar - ler derken benim sayfalarım sanırım çoğunlukla eksilerle doldu...

Aileme,arkadaşlarıma ve kendime zaman ayıramadığım bir yıl. Hayatımın merkezi iş ve tek yaşantım iş oldu.. Benim için bu kötü bir şey değil aslında çünkü işkolik bir huyum var ( abartılacak kadar olmasada ) ama insan bu kadar çaba gösterdiği bir emeğe karşılık bekliyor. İnsan kaynakları evraklarla boğuşmak yüzünü bile anımsamadığı bir çok personelin yasal işlemleriyle uğraşmak, yapmış olmak için yapılan görüşmelerle, niteliğe değil niceliğe bakan, insana değil sayılara odaklanan bir meslek değil.. Değildi ama anlatamadım.

İnsan kaynakları seminerler, konferanslar,sunumlar,şakşaklarla geçen bir işte değil. Böyle görenleride anlayamadım.
İçinde insan geçen bir mesleğin anlamını ve önemini bilmeyen bir yerde çırpınarak hayalimdeki işe ulaşmaya çalışmak ve o hayalin gün geçtikçe kocaman bir dağ olması, üstüne karlar yağması, umutlarının kalmaması falan filan.. Öyle hayallerinin peşinden koş, mutlu olmadığınız işte çalışmayın olmuyor .

yıl sonu yakarışlarıyla hayalimdeki işe yani gerçek ik mesleğine ve yine hayalimde ki işyerinde çalışana kadar defterimde eksilerle yaşamak zorunda(mı)yım.


11 Aralık 2013

İce İce İK



Soğuk,karlı, kışlı bir İstanbul gününden Günaydın herkese...

Bugün işe gidemeyen olmuştur, yolda mahsur kalan, evden çalışan ya da benim gibi işe gelenler...

Tam sıcak çikolatanızı alıp camdan karın yağışını seyretmelik hava değil mi ama ? ( Vali amca yaktı gençleri )

Neyse efendiler.. Evde kalanlar için Artemiz Güler'in paylaştığı İK blog listesini paylaşıveriyorum sizinle. 

Çay içip okuyun bence.

No
Adı Soyadı
Blog Adresi
1
Ahmet Kik:  
2
Ali Cevat Ünsal
3
Artemiz Güler 
4
Aydan Çağ
5
Ayşe Başar: 
6
Ayşegül Güngör 
7
Bahar Beyaznar: 
8
Banu Çakar
9
Burcu Canıtez Okur 
10
Burcu Ertemli: 
11
Canel Gürgen
12
Cansu Erdoğan
13
Cengiz Çatalkaya
14
Ceren Bandırma: 
15
Coco de Medina : 
16
Çağatay Demirhindi: 
17
Çağrı Cığman
18
Çiğdem Özdemir Evren
19
Çisem Çalışkan : 
20
Deniz Daver
21
Duhan Gevren
22
Ekrem Öztürk: 
23
Elif Kağnıcı 
24
Elif Koray
25
Emre Kavukcuoğlu
26
Ezgi Feda:
27
Fatmanur Erdogan
28
Fatoş Şerifaki 
29
Gizem Aydemir: 
30
Gökhan Yılmaz
31
Gülçer Aydın: 
32
Gülçin Şafak
33
Gülsün Müftügil
34
Hayati Arpacı
35
İlkay Öztürk
36
İpek Aral Kişioğlu
37
Mehmet Emrah Özkan
38
Mehmet Eronat 
39
Merve Karaalioğlu: 
40
Mutlu Canatar
41
Müge Arslan
42
Saygı Günenç
43
Seda Küçük 
44
Seda Zorba: 
45
Selen İnal
46
Selin Yetimoğlu 
47
Serhat Kahyaoğlu: 
48
Sevilcan Kıvanç: 
49
Sevim Demirel: 
50
Taner Yıldız 
51
Tuğsel Akyol
52
Türker Okay
53
Zafer Uğur 
54
Hazar Candan Wilson
55
Mehmet Babuşçu
56
Sevilay Pezek Yangın
57
İrem Önal
58
Neslihan Koç
59
Onur Basat
60
Alper Yılmaz
61
Bülent Bayram
62
Nilüfer Koçyiğit
63
Sezai Kayaoğlu
64
Nurten Nayır
65
Nedim İleri
66
İsmail Mursallı
67
Sevim Özen
68
Serdar Devrim
69
Zuhal Aslan Çiftçi
70
Özhan Kürkçü
71
Funda İnkaya


Saygılar, sevgiler...

09 Aralık 2013

"Teşekkür Ederim"


Yazımı kadar kolay teşekkür etmek. Ancak bu kadar kolay olmuyor bunu duymak.

Motivasyon dediğin illa yemekler, hediyeler, alkışlar partilerle olmuyor. Çalışanına göstermediğin saygıyı hangi organizasyon verebilir ?
Siz gece-gündüz çalışır, raporlar hazırlar ve bazen uykunuzdan bazen sosyal yaşamınızdan fedakarlıklar yaparak şirketinize katkıda bulunabilirsiniz ama karşılığında olumlu geri bildirimler alamaz "teşekkür ederim"  lafını duyamazsınız. Çünkü o zaten yapmak zorunda olduğunuz bir iştir. (Haddinizi bilin ne teşekkürü(!) Yapacaksın tabii para alırken iyi gülüm )

Bazı işveren teşekkür etmesi gerektiğini bildiği halde etmez mesela. Şımarır belki adam, olacak iş değil.

Bu durum işveren-işçi arasında değil çalışma arkadaşlarıyla da yaşanabiliyor.

Bu sorunu çözmek tabii ki bizim gibi pirezantabıııl İK çalışanlara düşüyor.

First of all : Kurum kültürünü bütün şirkete aşılamak (önce kendinize tabii)

Çalışanlar arasında ki doğru iletişimi yaratmak. ( Hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye ? müzikleriyle toplantılar olabilir mesela )

Teşekkür etmenin çalışan ve şirketin geleceğine olumlu katkılarıyla örneklemeler yapılabilir.

İşverenlerin müşteri odaklı çalışırken çalışanlarında "iç müşteri" olduğunu unutmamaları gerek.

Bu yazıyı okuduktan sonra gidin teşekkür edin arkadaşınıza, iyi akşamlar dileyin, günaydın, iyi çalışmalar,saygılar, sevgiler... unutmayın bunları. Gülümsemede eklerseniz tadından yenmez o birimin.



Sevgi ve saygılarımla,