performans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
performans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2015

İşe Alımda uygulanan Testler


  Bu hafta #iksohbeti'nin konusu "İşe alımda uygulanan testler ve testlerin gerekliliği" oldu ve bir çok yorum yer aldı. Ancak genel olarak ortaya çıkan fikir, testlerin yardımcı olarak görülmesi ve  testi yorumlama kısmında ki bilgi/donanım gerekliliğinin önemli faktörlerden biri olduğuydu.

  İşe alımlarda uygulanan testler, doğru belirlendiğinde ve doğru uygulandığında son derece faydalı bir araç olmaktadır. Değerlendirme amacına göre testler ;
Bireysel testler - grup testleri , kağıt/kalem testleri - aletli testler, sözel ve sözel olmayan testler, kültüre bağlı olan ve olmayan testler, psikometrik testler- projektif testler... olmak üzere bir çok çeşitte yapılabilmektedir.
Testin uyarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi uzmanlık gerektiren bir konu olduğu için şirketlerin çoğu bu konuda dış kaynaklardan yardım almaktayken bazı şirketler kendi bünyelerinde ki personeline bu işin eğitimini vermektedir. Testler uzmanlık alanı gerektirdiği gibi maliyet olarak da pahalı değerlendirme araçlarıdır. Bu sebeplerden dolayı ülkemizde özellikle küçük işletmelerde işe alım test uygulamalarının kullanılmadığını söylemek mümkün. Kullanan şirketlerde ise durum yine karışık. Çünkü bazı firmalarda testleri yorumlayacak nitelikli eleman yok ya da test ve ölçülmek istenen sonuç tamamen alakasız bir duruma gelebiliyor. Mesela ben " Mavi gözlü bir otobüs şoförü 1.durakta 30 kişi binmiş 10 kişi indirmiş 2.durakta 5 kişi binmiş 15 kişi indirmiş... şoförün gözü ne renk ? şeklinde bir teste mağdur kalmıştım. Başına kocaman bu bir farkındalık testi yazsalar amacını yine de anlayamam o sorunun!

 Adayların işe uygunluğunu değerlendirmede yararlanılan başka teknik yöntemlerde vardır. Bunlar ;

  • İş örneklemesi
  • Değerlendirme merkezleri
  • Minyatür iş eğitimi ve değerleme yöntemi
  • Yalan makinesi
  • El yazısı analizi
  • Uyuşturucu, AIDS ve genetik testler olarak belirtilebilir. 
Tabii son 3 maddenin uygulandığı bir firma henüz duymadım. Bilen varsa yeşillendirebilir. Yalan makinesini bizde sadece Yalçın Çakır kullanıyor  :))

İş Örneklemesinde; adaylara işle ilgili önemli ögelerin yaptırılması sağlanarak değerlendirme yapılır. Örneğin; sürücü pozisyonu için başvuran adaylara sürüş testi yaptırmak gibi.
Değerlendirme merkezi yöntemi ise; mülakat, test uygulaması, işletme oyunları, grup tartışmaları vb. eğitim ve değerleme araçlarının kullanıldığı bir yaklaşımdır.
Minyatür iş eğitimi ve değerleme yönteminde, adaylara işin önemli bazı görevleri konusunda verilen kısa bir eğitimden sonra gösterilen işi yapılması istenir ve performansına göre değerlendirilir.
Yalan makinesinde, adı üstünde yalan makinesiyle yapılan aletli bir testtir. :)
El yazısı analizinde, kişilerin el yazısıyla ruhsal ve kişilik durumları hakkında görüş edinmeyi amaçlayan ve oldukça uzmanlık gerektiren bir yöntemdir. (ve bana saçma gelir.(evet yazım çok kötü))
Uyuşturucu, AIDS ve genetik testlerde ise sağlık kontrolü esastır.


Özetle, uzman kşilerce ve uygun şekillerde doğru test uygulanırsa personel seçiminde ve değerlendirilmesinde son derece yararlı uygulamalar mevcuttur.

Sevgiler,

Gizem.


12 Mart 2015

Yüksek Başarı Gösteren Takımların Karakteristik Özellikleri



   Günümüz işletmelerinde örgütsel bir başarı için takım çalışması zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Böyle bir başarıda yöneticilerin, bu tür yüksek performanslı takımları oluşturmada ve üyelerinin tatminlerini sağlamada önemli sorumlulukları vardır. Başarılı takımların genelde önemli bazı nitelikleri mevcuttur. Örneğin, ortak bir amaç, güven, destek, karşılıklı etki, açık bir iletişim, yüksek katılım, sorunlarla başa çıkabilme becerisi gibi.
   Yüksek performanslı takımların ortak özellikleri genelde 8 başlık altında toplanmaktadır. Bunlar :
  • Katılımlı bir liderlik biçimi (Participative Leadirship)
  • Ortak bir sorumluluk ( Shared Responsibility)
  • Ortak bir amaç ( Common Purpose)
  • Olumlu ve yüksek bir iletişim ( High Communication)
  • Görev odaklı bir çalışma (Task Focus)
  • Geleceğe yönelik ve değişmeye açık bir potansiyel (Future Focus)
  • Yaratıcılık Yeteneği (Creating Talents)
  • Hızlı bir tepki biçimi ( Rapid Response)
Bu özellikleri açıklamak gerekirse :

Katılımlı bir liderlik biçimi : Burada lider üyelerini bilgili kılar, onları düşünce ve eylemlerinde serbest bırakır ve hizmet eden bir yaklaşım sergiler.

Ortak bir sorumluluk : Burada her takım üyesinin yapıları işten kendini sorumlu ve hatta yönetici hissettiği bir ortam yaratılarak performansları arttırılmaya çalışılır.

Ortak bir amaç : Burada üyelere böyle bir takımın neden kurulduğuna ve nasıl bir fonksiyon gördüğüne ilişkin bir duygu verilmeye çalışılır.

Olumlu ve yüksek bir iletişim : Burada üyeler arasında açık bir güven ortamı ve dürüst bir iletişim sağlanır.

Görev odaklı bir çalışma : Yapılan takım toplantılarında üyelere sonuca çabuk ulaşmaya ilişkin kararlar almaları sağlanmaya çalışılır.

Geleceğe yönelik ve değişmeye açık bir potansiyel : Burada değişme, gelişmenin bir fonksiyonu olarak düşünülüp, üyeler değişme doğrultusunda pekiştirilir.

Yaratıcılık Yeteneği : Üyelere yaptıkları işe kendi yaratıcılık yeteneklerini katmaları istenir. Üyeler ancak böyle bir katılımla değişik ve başarılı işler ortaya koyabilirler.

Hızlı tepki veya karar biçimi : Burada amaç takım üyelerinin zamanında fırsatları değerlendirip, gecikmeden karar vermelerini sağlamaktır.

Böylece bu tür özelliklere sahip olan takımlar, daha başarılı olma şansına sahip olacaklardır.

  Takımların başarılı olmalarını etkileyen bir diğer faktör de informal rollerdir. Gerçekte takımların sahip oldukları birçok sorunun çözümünde üyeler kendilerinin ve başkalarının rollerini iyice anladıkları ölçüde takıma katkıda bulunmaktadırlar. Örneğin, bir futbol takımı antrönörüyseniz, oyuncularınızın en iyi oynayabilecekleri yerleri tayin etmeniz gerekir. Buda onların yeteneklerini en kısa süre içinde öğrenmenize bağlıdır. Bu oyuncu ileride mi yoksa geride mi oynar? En iyi performansı nerede gösterir ? Bunları saptadıktan sonra oyuncuya belirli bir görev verilir. Bu kurallar iş takımları için de geçerlidir. Burada yöneticiler  ortak bazı amaçlar gerçekleştirmek için yanında çalışan kişilere farklı roller vererek, onları motive ederek tıpkı bir futbol antrönörü gibi görev yaparlar. İşte bu informel rolleri iyi bildiği ölçüde takımın başarısı veya amaca ulaşma şansı artar. Diğer bir deyimle yüksek performansa sahip bir takım geliştirmek bu takımın rollerini iyi bilmelerine bağlıdır. Bu üyeler anahtar olan temel rollerini en iyi şekilde bilip, doldurmak ve bu rolleri sahip oldukları yetenekleri kullanarak yerine getirmek durumundadırlar.


Kaynak: Örgütsel Davranış - Prof. Dr. Enver Özkalp, Prof. Dr. Çiğdem Kırel





26 Temmuz 2013

Mobbing!




Latince kökenli bir sözcük olan Mobbing; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir.




Hiyerarşik yapılanmanın olduğu gruplarda, iş yerlerinde güç sahibi kişi ya da grubun diğer kişi veya gruplara sistematik olarak uyguladığı psikolojik taciz anlamına geliyor.

Türkiye genelinde iş yerlerinde mobbinge maruz kalma oranı oldukça yüksek.
Mobbingi uygulayan kişinin ruhsal olarak sağlıklı olmadığı yapılan araştırmalar arasında. Bu kimseler arkalarında başka güç olduğu için mobbingi rahat uygulayabiliyorlar. Mobbing uygulayan kişilerde gücü yanlış kullanma, yetkiyi aşırı ve uygunsuz kullanma gibi hareketler gözlemleniyor.

Globalcv,  kullanıcılarıyla yaptığı ankette mobbing konusundaki duyarlılığa dikkat çekti. Kullanıcıların büyük ilgi gösterdiği “İş yerinde mobbingle karşılaştığınızda tepkiniz ne olur?” sorusuna katılımcıların;

·         % 34.73 ü Mobbing yapan kişiye karşı davranış geliştireceğini belirtirken,
·         % 28.74 ü Haklarını yasal yollarla aramaya teşebbüs ediyor,
·         % 16.77 lik bir kısım durumu yöneticisinin bilgisine sunarak, olayı onun inisiyatifine bırakmaktan yana.
·         Mobbing konusunda fikri olmayanların sayısı ise % 14.97
·         Olayı kabullenenlerin sayısı  % 4.7

Peki; mobbinge uğradığınızı nasıl anlarsınız?

• Mesleki anlamda kişinin yeterliliğinin sorgulanması,
• Kişiye performansından ağır yükler verilerek başarısız olunmasına zemin hazırlanması,
• Kişinin görmezden gelinerek iş ortamında izole edilmesi,
• İşyerinde aşağılanma,
• Tehdit edilme ya da diğer çalışan bireyler tarafından dışlanıyor ve yalnız bırakılıyorsanız,
• İşten çıkarılmayla tehdit ediliyorsanız, ekip arkadaşlarınız tarafından bezdirilecek şekilde sözlü şiddete uğruyorsanız,
• Topluluk içinde aşağılanıp küçük düşürülüyorsanız,
• Asılsız yere yaftalanıp, dedikodunuzun yapıldığını duyuyorsanız,
• İş yerinde patronunuz taşkınlık yapıyorsa (küfür etme, masaya vurma gibi)
Tüm bu olanlar sonucunda kişide;

• Mesleki anlamda yetersiz hissetme,
• Paranoyak şekilde şüpheci yaklaşımlara girmesi,
• Asosyallik,
• Öfke, utanç, korku, uyku bozuklukları, depresyon
gibi psikolojik bozukluklara ve beraberinde yıkıma götürür.
İşyerinde mobbinge uğradıysanız haklarınızı aramak için öncesinde
• Güvendiğiniz ve tanıklık edecek biriyle beraber mobbing yapan kişi veya kişilere sözlü olarak bu davranışını durdurmasını isteyin.
• Yapılan yanlış davranışlar ve gücünüzü aşan iş sorumluluklarını bir kenara not edin.
• Tıbbi ve psikolojik yardım alın, rahatlayıp doğru adımlar atmanıza yardımcı olacağı gibi gerektiğinde kanıt niteliği taşıyacaktır.

Yaptığınız bu girişimler sonuç vermiyorsa kanunen; “iş sözleşmesini haklı nedenlere dayanarak feshetme”, “iş görme borcunu ifadan kaçınma”, “Borçlar kanunu ve Türk Medeni Kanununa göre ayrımcılık tazminatı isteme” gibi haklara sahip olduğunuzu unutmayın. İş yerinde Mobbinge maruz kalan işçi iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir ve kıdem tazminatının tarafına ödenmesini isteyebilir. Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 105. maddesi uyarınca işveren hakkında adli makamlara şikayette bulunabilir. Anayasamızın 17’inci maddesinde; herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Anayasamızın 18’inci maddesinde; hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.

İş Verenler Mobbing iş yerinizi tehdit ediyor!

Mobbing, sadece mağdurları etkileyen değil, iş yerini ve iş yerinin diğer çalışanlarını olumsuz etkileyen eylem ve davranışlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu anlamda

·         Çalışanların iş tatmini azalmakta,
·         İş arkadaşları ile arasındaki güven ve saygı azalmakta,
·         Dolayısıyla iş verimi düşmekte,
·         Üretim azalmakta, bu da şirketin maliyetlerinin artmasına ve rekabet gücünün azalmasına yol açmaktadır.
Mobbing'e akademik önlem de alınmış durumda. Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi, seçmeli olarak “mobbing” dersi vermeye başladı. Türkiye'de ilk kez mobbing konusunda seçmeli olarak verilecek olan ders, öğrencilerin iş yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunların önüne geçilmesi için.

“İşyerinde psikolojik baskı ve yıldırma” olarak tanımlanan “mobbing” dersine öğrencilerin ilgisi yoğun oldu. 30 kişilik kontenjanı olan derse, bu rakamın üzerinde öğrenci başvurdu.


* 

14 Şubat 2012

"İşimde Olmazsa Olmaz!" dediklerimiz



 Yeni bir işe girerken veya şuan çalıştığınız işinizde olmazsa olmazlarınız var mı ? ?
Herkes de var olduğunu düşünüyorum (: peki nedir bunlar ; iyi bir çalışma ortamı ? uyumlu bir ekip ? iyi bir yönetici ? çalışma saatleri ? imkanları,olanakları ? ya da bunlar benim için sorun değil ücreti iyi olsun diyenlerden misiniz ? :) Hepsi olsun diyende vardır muhtemelen.
  Bana göre uyumlu bir ekip ve çalışma ortamı.Eğer bu eksik olursa bir çok sorununda beraberinde geleceğini düşünenlerdenim.
Düşünün; ekip arkadaşlarınızın yardımlaşmadan bihaber,somurtkan,paylaşımcı olmayan ve ruhsuz kişilerden oluştuğunu ? Her gün o iş yerine gidip uzun saatlerde orada kalmayı kim ister ? Motivasyon köreltir alııırrr götürür! (: üstelik iş konsantrasyonunu da bozabilir. Böyle bir işte performansınızın düşük olması kaçınılmaz sonlardandır ve buda sizi yöneticinizle ilişkilerinizi ve kariyerinizin ilerlemesini zor duruma sokabilir.Her şey domino taşları gibi olabilir anlayacağınız :)

 Birde olaya olumlu yandan bakalım değil mi :) ekip arkadaşlarınız kelimenin tam anlamıyla süper! iş sizin için zorunluluk değil keyifli,eğlenirken çalışabileceğiniz ve saatlerin nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bir duruma dönüşebilir.Ekip çalışması beraberinde başarıya da getirebilir tabii ki e buda motivasyon ve performansa yansır :) tüm bunlar yöneticiniz ile olan iyi ilişkilerinize ve kariyerinize olan emin adımlara dönüşebilir.

Tüm bunlar olabilir mi ? Neden olmasın.

Siz çalışma arkadaşlarınızla ilişkilerinize dikkat ederek nelerin değişebileceğini fark edin yeter.Belki iş arkadaşınızın işteki keyifsizliği sizin ona göstermediğiniz iyi iletişim ve yardımlaşmanızdır ? Sizin değişmeniz herkesin değişmesi olabilir.Küçümsemeyin..





Gizem Aydemir

05 Temmuz 2011

Yanlı değerlendİrme sonunuz olmasın !

 Şirketlerin ilk 6 aylık performans değerlendirmelerinin yoğun olarak yapıldığı bir dönemdeyiz. Geri bildirimlerin de yapıldığı bu dönemde çoğu çalışanın yüzünün güldüğü gibi üzücü hale de gelebiliyor. İşverenin performans düşüklüğü nedeniyle iş akdini gerçekleştirmesinin yasal olduğu bu durumda çalışanların performansını yüksek tutması ve işvereninde çalışanlara uygulamayı anlatması çok önemlidir. Tüm bunların "insan" kaynaklı olması beraberinde bir takım sorunları da getirmektedir : İşverenin subjektif yaklaşımıyla yanlı değerlendirmesi!
   İşverenin performans değerlendirmelerinde kişisel düşüncelerini katması , hale etkisi , merkezi eğilim etkisi gibi bir çok etkenin içinde olması çalışanı zor durumda bırakmaktadır. Peki iş akdinin feshiyle karşılaşma tehlikesiyle kalan çalışanın bu yanlı değerlendirme karşısında yapacakları neler ? 
    İşveren, işçiyi performans nedeniyle iş akdini sonlandırmışsa, performans düşüklüğünün geçerli neden olabilmesi için öncelikle :
  •  performans kriterlerinin objektif ölçütlere dayanmasının gerekmesi,
  •  İşverenin performans kriterlerini önceden saptamış olmasının gerekmesi, 
  • işverenin performans beklentisi için işçiye eğitim verdirmiş olması gerekmesi
  •  işverenin performans nedeniyle feshinde işçiden mutlaka savunma alınması 

gerekmektedir. Bunların tümünün varlığı söz konusu olduğunda işveren işçiyi, performansının düşük olması nedeniyle iş akdini feshedebilir. Ancak bu durumların varlığı söz konusu değilse işçinin iş akdi fesh edilemez. Gerekirse işçi işe iade davası açabilir.Dava işçinin lehine sonuçlandığı durumda işçi çalışmadığı gün ücretini ve tazminatını alabilir.

Bu konu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. Maddesine göre “hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına ve verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez”  maddesiyle belirtilmiştir.


24 Haziran 2011

Geleneksel FLO Bonus Ödüllerİ



   Geçenlerde okulumuzda yapılan bir kariyer haftasında FLO İK uzmanıyla görüşme fırsatı buldum ve konuşma esnasında çalışanlarına yaptıkları motive edici ödüllerden bahsetti. Gerçekten dinlerken bile mutlu oldum böyle bir uygulamanın olmasına. 2. kez gerçekleşen ödüller ise şöyle ;

  • En çok satış yapan çalışanına havuzlu, otoparklı, site içinde bir daire ( gerçekten harika :)   )
  • 2. en çok satış yapan çalışanına ATV araç
  • 3. çalışanına ise 2 kişilik tatil 

  Projenin amacında ise çalışanların mutluluğu ve motivasyonu ön planda. FLO BONUS projesini çalışanına gösterdiği değerden ve bu uygulamadan dolayı gerçekten tebrik ediyorum.
Darısı bütün şirketlerin başına ((:

21 Mayıs 2011

Genç Yeteneklerin Savaşı!

Şirketlerin genç yetenek savaşları kızıştıkça, eğitimli gençlerin talepleri de artıyor. Yeni elemanına hisse payı sözü verenler bile çıksa da gençlerin gözü liderlikte!
Yetenek yönetimi bugün CEO'ların ajandasında çok önemli bir yer tutuyor.Araştırmalar bundan sonraki üç-beş yıl içinde konunun öncelikli sorunların başında geleceğini gösteriyor. Yaklaşık iki yıl süren ekonomik kriz sürecinde gelişmiş pazarlarda birçok çalışan; hali hazırda çalıştıkları firmalarda kalmak, daha fazla çalışmak ve üstüne üstlük zam almadanperformans göstermek zorunda kalmışlardı. Ekonominin düzelmeye başlamasıyla, hem iş fırsatları arttı hem de çalışanlar daha rahat edebilecekleri firma arayışına girdiler. Bu da mevcut firmaların yeteneklerini elde tutmak için daha çok çaba sarf etmesini gerektiriyor. Gelişen pazarlara bakıldığında, yetenek yönetimi yine en önemli konu çünkü eğitimli Y jenerasyonuna karşı gelişmiş pazarlardan bir talep söz konusu. Bunun en büyük sebebi ise Avrupa nüfusunun giderek yaşlanması ve genç eğitimli nesle ihtiyaç duyması. Mercer'ın verilerine göre Türkiye, Batı'ya işgücü gönderen ülkeler arasında ilk üçte yer alıyor. 

İstekler artıyor Mercer EMEA Yetenek Yönetimi Lideri Renato Doricci'ye göre şirketlerin bu alanda yaptıkları üç çalışma var. İlk olarak toplam ödüllendirme paketleri iyileştiriliyor yani ücret paketlerinin çalışanları tatmin edecek duruma gelmesi sağlanıyor. Firmalar genç yeteneklere artık sadece kısa vadeli ödüller değil firma hissesi gibi uzun vadeli teşvikler de sunuyorlar. Dorrucci, yakın zamanda bunun örneğini bir software firmasında gördüklerini anlatıyor. İkinci bir nokta da yetenekli çalışanların daha fazla lidersorumluluğu ister hale gelmesi. "Bu çalışanlar iş-yaşam dengesini kurmak, kendi sorumluluklarını kendileri belirlemek istiyorlar" diyen Dorrucci, genç yeteneklerin iş ve sosyal yaşamı karıştırmaktan da çekinmediklerini ifade ediyor: "Daha esnek çalışma ortamları arıyorlar. Evden çalışmak, çalışırken sosyal medya ortamlarında yer almak aradıkları unsurlar. Bu da birçok öncü firmayı bu esnek yapıyı sağlamaya ve daha sanal ortamlar sunmaya teşvik ediyor. Ayrıca daha fazla liderlik olanakları arıyorlar. Açıklık/saflık arıyorlar. Kariyer yollarındaki gelişimlerini ya da yükselme adımlarını açık olarak bilmek, performansları hakkında geri bildirim almak ve koçluk istiyorlar." 

Yetenek havuzuna girmek istemiyorlar Renato Dorrucci'nin dikkat çektiği bir diğer konu da gençlerin her zaman yetenekhavuzunda yer almak istememeleri. "Yetenekler seçildiklerinde, firmalarla görünmez bir anlaşma yapmış oluyorlar. Firmanın yetenekli çalışandan beklentisi yükseliyor, mobil olması, daha fazla çalışması, zaman zaman ülkelerinden ayrılması ve özel yaşamlarından daha fazla feragat etmeleri gerekiyor. Durum böyle olunca da bazı çalışanlar zaten o yetenek havuzunun içinde yer almak istemiyor" diyor. Bu tür durumlara karşı Dorrucci'nin bir dizi önerisi de var. Öncelikle yetenek havuzuoluşturulurken segmantasyon yapmak ve tüm işgücünü buna uygun yönetmek gerekiyor. Bunları yaparken de açık iletişim tercih edilmeli, çalışanlar beklentilerini açık olarak ortaya koymalı.

"Aranan şartlar DNA'larınızda var"Peki yetenek havuzunu oluştururken hangi kriterlere bakılıyor ya da bakmak gerekiyor? Dorrucci'nin bu soruya yanıtı şöyle: "Firmaların aradıkları özelliklerin başında 'enerji' geliyor. Sorun çıktığında demotive olmayan, dirençli ve enerjisini tekrar toplayıp bir sonraki adıma odaklanabilen çalışanlar aranıyor. Diğer yandan öğrenme isteği ve yeteneği, yani sadece kendi konusuna bağlı kalmayan ve çevresinde dönen işlere de merak duyan ve öğrenme isteği olan çalışanlar istiyorlar. Son olarak da 'yaptığı işten zevk alan bir profil' şirketlere çok cazip geliyor. Türkiye'deki gençlerin özellikle global pazarlarda çok şansları olacak. Öncelikle aranan özelliklerin çoğu DNA'nızda zaten var. Bundan dolayı birçok ülkenin gözü Türkiye'nin yetenekli, yüksek eğitimli ve kapasiteli gençlerini transfer etmek için daha da açılacaktır."


alıntı : http://www.isteinsan.com.tr/

17 Şubat 2011

PERFORMANS ZAMMI TERS TEPİYOR !...

Performans değerlendirme sonrasında iyi performans gösterdikleri halde bekledikleri maddi veya manevi faydayı sağlayamayan çalışanlar motivasyonlarını ve şirkete olan inançlarını kaybediyorlar.
Laf olsun diye ezbere yapılan performans değerlendirme sistemleri çalışanla çalışmayanı ayırmıyor, şirkete ciddi zarar veriyor.  
Ülkemizde performansın ücrete yansıması ortalama yüzde 1 ile yüzde 5 arasında oluyor. Uzmanlar ise performansın ücrete değil primlere yansıması gerektiğini savunuyor.
Şirketlerde yapılan performans değerlendirme süreçlerinde “Acaba yöneticim, iş arkadaşım benim performansım hakkında ne düşünüyor?”, “İyi bir maaş zammı alabilecek miyim?” gibi düşünceler çalışanları büyük bir strese sokuyor. Üstüne üstlük bir de çalışanlar performans değerlendirme sonucunda bekledikleri maaşı alamayınca motivasyonlarını da şirkete olan bağlılıklarını da yitiriyorlar. ‘Sen yüksek performans gösterdin, al sana yüzde 1 performans zammı’ demek hem şirkete olan güveni azaltıyor hem de bir sonraki yıl çalışanların performans değerlendirmeyi dikkate almamalarına neden oluyor. Bu şekilde uygulanan performans zamları, performans değerlendirme çabalarına değmiyor, yani atılan taş ürküttüğü kurbağaya değmiyor.
Performans zammı yüzde 1-5
Türkiye’de performans zammı olarak genel artış oranının yüzde 1 - yüzde 5 puan üzerinde artış yapılıyor. Ücret veya prime yansımayan performans değerlendirme sonuçları, çalışanların bu sistemlere ilgisini azaltıyor ve onları motive etmiyor. 

McOzden Danışmanlık Kurucu Ortağı Cemil Özden, “Başarının fark edilmesi ve ödüllendirilmesi çalışanlar açısından en önemli motivasyon kaynaklarından biri. Başarılı olanla olmayanı ayırt eden ve başarılı olanları ödüllerinden performans değerlendirme sistemleri personelin motivasyonunu artırır, tersi durumlar ise motivasyonu düşürür” diyor. 
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Ayşegül Horozoğlu Enkavi, çalışanın yüksek performans gösterdiği halde karşılığında prim alamazsa çok üzüleceğini, hayal kırıklığı yaşayacağını, motivasyonunun ve çalışan bağlılığının azalacağını söylüyor: “Çalışan bir dahaki performans değerlendirme sürecine katılmak istemez, firmaya güveni sarsılır. Artık hedeflerini takip etmez, başarı için çok çaba harcamaz ve performans yönetim sistemini ciddiye almaz.” 
Suyu getirenle testiyi kıran ayırt ediliyor
Ekser Consulting Yönetim Kurulu Başkanı Yener Tugay, performans değerlendirmeden ne beklediğimizin önceliklere bağlı olduğunu söylüyor: “Eğer öncelikler; ne beklediğimi zi iletip sonuçlar için geri bildirim vermek, eksikleri tespit etmek ve düzeltici planlar yapmak, yıllar içinde gelişimini takip edip kariyer planları yapmak ise amacına ulaşır. Yok eğer birinci öncelik maddi ödüllendirme ise amacına ulaşamayabilir.
Sistemin iyi bir şekilde kurulduğu kurumlarda performans değerlendirme çalışanla çalışmayanı ayrıştırıyor ve ücreti etkiliyor. Performans değerlendirmeye sadece ücret artışı olarak bakılmamalı. Performans değerlendirme kişinin gelişmesi, kariyer planı vs ile bağlanarak yapıldığında, ücret artışı dışında yarar da sağlayacaktır. İyi uygulandığı takdirde, açık iletişimi teşvik edip, belirsizlikleri ortadan kaldırıyor. Suyu getiren ile testiyi kıranı ayırt ediyor.”
Performans değerlendirme nasıl olmalı?
Türkiye’de en sık kullanılan performans değerlendirme sistemleri hedef ve yetkinlik bazlı değerlendirme sistemleri. Şirketlerin sıklıkla kullandığı sistemlerden biri de eş düzey çalışanların, astların, üstlerin birbirini değerlendirdiği 360 derece yöntemi.
Performans değerlendirme formlarında sorular kimi zaman çok uzun ve sıkıcı olabiliyor. 10 kişiyi değerlendirmek zorunda olan biri soruları hiç okumadan herkese en yüksek puanı verebiliyor, arkadaşını kayırabiliyor. Çalışanların birbirlerini rasyonel olarak değerlendirebileceği bir kurum kültürü yoksa eğer bu sistemler yarardan çok zarar getiriyor. Bu durumda çalışan ve çalışmayan ayrışamıyor. İyi bir performans değerlendirme sistemi;
  • Her şeyden önce basit ve etkin olmalı.
     
  • Hedef değerlendirme sistemleri anahtar performans göstergelerine dayandırılarak, hedefler yukarıdan aşağıya indirgenmeli.
  • Yetkinlikler de iş aileleri bazında, en önemli yetkinliklerden seçilmeli, davranış göstergeleri ve derece tanımları yapılmalı.
     
  • Nasıl belirleneceği açık olmayan hedef sistemleri, çok uzun sorulardan oluşan yetkinlik listeleri ile doğru performans değerlendirmesi yapılamaz. Bu gibi durumlarda yönetici hatalarına da sıkça rastlanır. Böyle durumlarda performans değerlendirme sistemleri de fazla bir işe yaramaz.
  • Çalışanlar yapılan değerlendirmeler sonucunda elde edecekleri faydaların ve gelişim fırsatlarının farkında olmalılar.
  • Çalışanın ücretine veya primine etki etmeyen, ödüllendirilmeyi içinde barındırmayan veya negatif sonuçlar alındığında alternatif çözüm yolları üretemeyen bir performans sistemi, ne kadar iyi kurgulanırsa kurgulansın başarıya ulaşamaz.
     
  • Performans değerlendirme sürecinde, çalışan hangi kriterlere dayalı olarak değerlendirileceğini bilmeli. 
  • Çalışana kendi değerlendirme sonuçları hakkında bilgilendirme yapılmalı.
  • Çalışanlar üzerindeki motivasyonu artıracak, olumlu bir performans süreci için her şeyden önce iyi bir hazırlık yapılmalı, süreçle ilgili bilgi verilmeli ve şirket içinde açık iletişim ortamı sağlanmalı.
     
  • Sistemin başarıya ulaşması için, tüm çalışanlarda ve yönetim kademelerinde değerlendirme sürecine ilişkin inanç yaratılmalı.
     
  • Bu sistemlerde başarıya ulaşabilmek için öncelikle üst yönetimin ve ara yöneticilerin sistemi sahiplenmesi gerekir.
     
  • Performans yönetim sisteminin sağlıklı bir şekilde uygulanması için yöneticinin belirli periyotlarla astıyla görüşmesi, sürekli geribildirim vermesi, gelişimini desteklemesi ve gerektiğinde yardımcı olması gerekiyor.
  • Şirket içerisinde yer alan her kademeye gerekli bilgilendirme yapılmalı, eğitim verilmeli. İnsan kaynakları departmanları şirket içerisinde tüm birimlerle iletişime açık bir konumda olmalı, etkin bir koordinasyona sahip olmalı.
Hedefler çalışanlarla mutabakatla belirleniyor
Aygaz, Türkiye Personel Yönetimi Derneği (PERYÖN) tarafından düzenlenen 2010 Yılı İnsan Yönetimi Ödülleri’nde ‘Performans Yönetimi’ alanında birincilik ödülüne layık görüldü. Aygaz İnsan Kaynakları Müdürü Esra Akın’a nasıl bir performans yönetimi uyguladıklarını sorduk:


“Performans yönetiminin amacını, işlerimizi hedeflerle yönetmek olarak algılıyoruz. Sistemimizde yılın başında çalışanlarımızın hedeflerini elektronik bir platform üzerinde belirliyoruz. Bu hedefler, yıl boyunca hedef kartları üzerinden takip ediliyor. İnsan kaynakları olarak kişinin hedefini gerçekleştirmesi için ihtiyaç duyduğu eğitim ve gelişim faaliyetlerine gerekli desteği sağlıyoruz. Yıl sonunda herkesin hedef kartı üzerinden yapılan değerlendirmenin ardından elde edilen nota göre ücret artış oranları belirleniyor. Ayrıca, kişinin gelişmeye açık yönleri ve iyi olduğu konular göz önünde bulundurularak, bir sonraki yıl için gelişim planı hazırlanıyor.” 

Hedefleri en üstten, en alt seviyeye kadar, ortak bir strateji doğrultusunda yaygınlaştırmak oldukça zor bir süreç. Bu nedenle Aygaz, kurmuş olduğu “Hedef Yaygınlaştırma Ekibi” ile birlikte üst yönetimin belirlediği stratejileri kişisel hedeflere dönüştürüyor. Kişilerin kariyer planlaması ve terfi gibi kararlarda da elde edilen performans sonuçları girdi olarak kullanılıyor. Sistemin amacının performansı iyi olanları ödüllendirmek, performansı istenen düzeyde olmayan çalışanların durumlarını iyileştirmek olduğunu söyleyen Akın, 


“Performans yönetimi sürecini iş sonuçlarını temel alan bir iletişim platformu olarak görüyoruz. Hedefler çalışanlarımızla mutabakatla belirlendiği için, elde edilecek sonuçların yansımaları da sürpriz olmuyor. Yüksek performanslı çalışanlar, ücret artışlarında da, elde ettikleri diğer yararlarda da ayrışıyorlar” diyor.


Performans zammı yerine performans primi
Diğer taraftan uzmanlar da performansı yüksek çalışanlara maaş değil prim verilmesi yönünde hemfikir. Çünkü maaş bir hak ediş ve çalışan bir sonraki yıl aynı başarıyı gösteremezse maaşı geri almak olmayacağından performansın sabit ücrete yansıtılması doğru bulunmuyor. Görüştüğümüz insan kaynakları uzmanlarının görüşleri şöyle:


DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Ayşegül Horozoğlu Enkavi: Çalışanınız bu sene çok iyi performans gösterdi ve maaşına zam yaptınız, bir sonraki dönem düşük performans gösterirse ne yapacaksınız? Maaş hak edilmiş bir unsur olduğundan düşürelemez. Düşük performansa aynı maaşı vermeye devam etmek zorunda kalırsınız. Bu yüzden sadece o döneme ilişkin olarak performans primi ödemesi yapılmalı, bir sonraki değerlendirme döneminde performansına göre kişinin prime hak kazanıp kazanmadığı tekrar değerlendirilmeli.


McOzden Danışmanlık Kurucu Ortağı Cemil Özden: Prim miktarının performans düzeylerine göre yıllık 1-3 maaş civarında olması gerekir. Böylece hem çalışan açısından kısa dönemde daha anlamlı bir getiri sağlanmış oluyor, hem de uzun dönemde işveren için daha avantajlı oluyor. Türkiye’de daha çok yüzde 3-5 oranında aylık sabit ücretlere ekstra zam vermek şeklinde hem çalışanı tatmin etmeyen, hem de uzun vadede işverene daha pahalıya mal olan bir sistem uygulanıyor.


Ekser Consulting Yönetim Kurulu Başkanı Yener Tugay: Eğer hatırı sayılır bir ödüllendirme bütçesi var ise o yıl için performans sonuçlarına göre prim dağıtılması en doğrusu. Maaş artışı olarak verildiğinde bu artış kalıcı oluyor ve gelecekte yeterli performans gösterilmese de adeta kalıcı bir hak haline geliyor. Eğer mutlaka maaşa zam yolu ile takdir gösterilecek ise bu miktar enflasyon zammının çok üstünde olmamalı.


PwC İnsan Kaynakları Direktörü Murat Demiroğlu: Performans dönemselliği gereği ücretin değişken kısmına etkilemeli. Oysa ki geçmişin enflasyonist yaklaşımı ücretlerde piyasa ayarlaması, enflasyon ayarlamasının yanı sıra ‘performans zammı’ adı altında bir artış oranı daha yarattı doğrudan baz maaşı etkileyen. Biz dönemsel başarının sabit maliyet kalemi olan baz ücretlere yansıtmanın kurumsal açıdan zorluklarının altını çiziyoruz. Performans, ücret dışında özellikle eğitim-gelişim ihtiyaçlarının belirlenmesinde, tayin-terfi kararlarında etkili oluyor. 


HRM Kurucu Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka: Değerlendirme sonuçları mutlaka çalışanın maddi ya da manevi menfaatleri doğrultusunda kullanılmalı, ceza yerine ödüllendirme ön plana çıkartılmalı ve şirket içerisinde güven ortamı sağlanmalı. Performans değerlendirmeden alınan sonuçların ücrete yansımaması, çalışanlarda sistemin adil ve objektif olarak yapılandırılmadığı algısını oluşturacaktır. O nedenle etkili bir sistem için performans çıktıları ile ücret arasında bir ilişki olmalıdır.

Kaynak : 6 Şubat 2011, Hürriyet İK (kapak haberi)  

03 Şubat 2011

İK'da Önemli Bir Eğilim : Presenteeism

   Presenteeism kendisi işte olup aklı bambaşka alemlerde olma, iş performansını gösterememe durumudur.
Sebepleri ise aşırı iş yükü, işsiz kalma korkusu,  kararlara verme yetkisinin olmaması veya yöneticisinin desteğini alamama duygusu veya işkolik olmak.
Bu durumun şirketlere ciddi maliyetleri söz konusudur ve insan kaynakları ve üst düzey yöneticilerin 
değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Bu presenteizm hastalığının sebepleri ise ;

1.) Tükenmişlik duygusu (amaçlara ulaşmak için fiziksel ve psikolojik kaynakların tükenmesi)

2.) Fiziksel sorunlar ve sağlık sorunları (fiziksel sıkıntılara  hastalıklarına bağlı yetersiz performans)

3.) Ruhsal problemler  (kaygı, depresyon, odaklanma problemleri, konsantrasyon güçlükleri)

4.) İşeyerindeki çeşitli baskılar (şirketin politikası, kafası uyuşmayan çalışma arkadaşları, üst yöneticilerle 
yaşanan sıkıntılar, performans ve verimlilik konularının göz ardı edilmesi, stres yaratır.Konsantrasyonu ve yaratıcı düşünceyi köreltir.)

5.) Özel hayattaki baskılar ( ulaşım, ev ortamı, çocuk, yaşlı veya bağımlı bakımı, evlilik ve ilişki güçlükleri, finansal problemler, işyerinde tam kapasite çalışmaya engellerdir.)

6.) İşe olan bağlılık ( Aylak olma durumu, özel işlerine yoğunlaşma, şirket politikası,kültürü veya kararlarından memnuniyetsizlik olma durumu ve benzeri sebeplerle tam kapasite çalışmama durumudur.)
Türkiye pek bilmiyor.
   Presenteeism, dünyada ve Türkiye’de de bir problem olarak iş piyasalarını tehdit ediyor.Türkiye’de presenteizmden kaynaklanan sorunlara karşı tam anlamıyla bir bilincin oluştuğunu söylenemez.Grip aşısı, motivasyonu artıracak eğitimler ve uygulamalar, uygun bütçe ( geçim standardını oluşturmak), esnek çalışma saatleri ve sağlık problemlerine karşı uygulamalarla bu presenteizm aşılmalıdır.Aksi halde performans, maliyet... kayıpları kaçınılmaz olacaktır.

31 Ocak 2011

Performans Yasası'na Protesto


Türkiye Tıp Faküleleri Öğretim Üyeleri Girişimi üyeleri, bugün yürürlüğe giren 'Performans Yasası'nı basın açıklaması yaparak protesto etti. 
YÖK Başkanlığı önünde toplanan yaklaşık 300 kişilik öğretim üyeleri, 'Tıp fakültelerinde performans sağlığa zararlıdır', 'Sağlıkta performans kör eder', 'Sağlık Bakanlığı üniversitemden elini çek' yazılı pankartlar açtılar. Grup adına açıklama yapan Prof. Dr. Aylin Uluşahin, Performans yasasının bugün yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, "Bugüne dek meslek örgütlerimiz aracılığıyla sağlıkta performans sisteminin yanlışlığı defalarca ifade edildi. Ancak malesef bu ikazlar dikkate alınmadı ve uygulama yaygınlaştırıldı. Bizler güzel ülkemize ve sevgili halkımıza karşı olan sorumluluğumuzun gereği olarak bugün bir kez daha bu sistemin zararlarını, sakıncalarını anlatmak üzere burada YÖK önünde toplandık. Hükümeti ve ilgili kanunla yönetmelik düzenleme yetkisi verilen YÖK'e sesleniyoruz. Sağlık hizmetinde performans uygulaması (hasta başına, ameliyat başına ödeme) yanlıştır. Tıp fakültesinde performans ise iki kere yanlıştır" diye konuştu. Performansa göre ücret uygulamasının hastalara zarar vereceğini belirten Uluşahin, hastaların kendilerinde istenen tetkiklerin, yapılan tedavilerin gerçekten gerekli olup olmadığı tedirginliğini yaşadıklarını ifade etti. Yapılan açıklamanın ardından öğretim üyeleri, YÖK'ün önünden otobüslerle ayrıldılar.
 Sağlık sektöründe bu sistemin yararlı olacağını bende düşünmeyenler tarafında yerimi almış bulunuyorum. Umarım gerekli düzenlemeler gerçekleştirilir. Performansa göre ücret uygulaması bu alanda yanlış bir uygulama olacağı gibi hastalar içinde zararlı bir uygulama olacaktır.
                  

30 Ocak 2011

Ofis Duvar Renklerinin Performansı Etkilediğini Biliyor muydunuz ?

  Renk seçimi deyip geçmeyin. Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofislerin rengi psikolojiyi etkileyebildiği gibi konsantrasyonu bozabiliyor.

Ofis ortamının kişiselleştirilmesinin doğrudan aidiyeti ve verimi etkilediği biliniyor. Bu yüzden de ofisin rengi ne olursa olsun çalışanlar masalarını, bilgisayarlarını kendi istediği gibi, en sevdiği kalemler, çerçeveler ile bir nebze olsun değiştirir ve kendi ofis rengini yaratır.
Ergonominin önemi gün geçtikçe artsa da örneğin devlet dairelerinin ofis renginde griden vazgeçemediğini görürüz. Hastanelerde beyaz ve yeşil tonlarının huzuru çağrıştırdığı, kırmızı tonlarının yemek sektöründe iştah açıcı yönü ile tercih edildiği, otorite çağrıştırmak isteyen firmalarda lacivert tonlarının daha çok kullanıldığı biliniyor. Ancak ofis için renk seçerken yaptığınız işin de önemi var. Örneğin bir tasarım firmasında canlı, parlak ve zıt renkler tercih edilirken danışmanlık şirketinde daha ikincil renk tonlarının tercih edilmesi doğru olacaktır. İşte Filli Boya’nın işyerleri ve yapılan işlere göre renk önerileri…

KIRMIZI
Tansiyonu yükselterek, kan akışını hızlandırır ve iştah açıcı özelliği vardır. Birçok gıda firması bu özelliklerinden dolayı bu rengi tercih eder.
KAHVERENGİ
İş görüşmelerinde, toplantılarda tercih edilmemesi gereken ilk renktir. Toprak rengi olması dolayısı ile diğer insanlar arasında kaybolmanıza sebep olur. Teklifsiz, rahat bir renk olması dolayısı ile karşınızdakinin kendisini resmiyetten uzak, daha samimi hissetmesini ve açılmasını sağlar. Ofisinizde mümkün olduğunda kahverengiyi doğrudan kullanmamaya çalışın.
YEŞİL
Yeşil güven veren bir renktir. Odalarda kullanıldığında rahatlatıcı bir etkisi olur. Tabiatı hatırlatması dolayısı ile beyazdan sonra mavi ile birlikte hastanelerde de sıklıkla kullanılır.
SİYAH
Gücü, tutkuyu ve hırsı temsil eder. Türkiye’de siyah matemin rengiyken örneğin Japonya’da mutluğu temsil eder. Fonda kullanıldığında karamsar bir hava oluşturur. Işığı yok ederek, konsantrasyonu en çok getiren renktir. Albert Einstein’in daha çok konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı almayan bir odada düşündüğüsöylenir.
MAVİ
Mavi sakinliğin rengidir, aynı zamanda tansiyonu düşürdüğü söylenir. Arap kültürüne göre mavi taşlar (nazar boncuğu) kan akışını yavaşlatırlar. Bazı ofislerde otorite ve verimliliği
 çağrıştırması dolayısı ile mavi özellikle tercih edilir. Uluslararası toplantılarda da devlet başkanları lacivert takım elbiseyi tercih eder. 

MOR
Nevrotik duyguları açığa çıkartarak insanları bilinç altında korkuttuğu tespit edilen bu rengi ofislerinizde kullanmanızı kesinlikle önermiyoruz.
PEMBE
Pembe giyen kişilere karşı kendimizi rahat hissettiğimiz bilinir, yurt dışında birçok ülkede tezgahtarlar bu sebeple pembe gömlek giymektedir.
SARI
Geçici ve dikkat çekiciliğin ifadesidir. Ofislerde kullanılması pek önerilmez, bununla birlikte kısmi olarak kullanılabilir.
BEYAZ
Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve saflığı simgeler. İş yerinde beyaz kullanmanız renkli objeler ile mekanınızda kolaylıkla değişiklik yapmanıza olanak verir. Yöneticilerin,liderlerin beyaz ağırlıklı kıyafet seçmeleri, temiz bir imaj ve inandırıcı bir görüntü çizer.


 Artık anlamlarını da bildiğimize göre renk seçiminde dikkatli olmamız gerek (: